-Ehli sünnet itikadının önemi
Allah Celle Celaluhû korusun, itikad edilecek şeylerde, bir sarsıntı olursa, kıyâmet de, Cehennemden hiç kurtuluş olmaz. Itikad doğru olup da, işlerde gevşeklik olursa, tevbe ile ve belki tevbesiz de afv olunabilir. Eğer afv olunmazsa, Cehenneme girse bile, sonunda yine kurtulur.Görülüyor ki, işin aslı, temeli, itikadı düzeltmektir.
Hâce übeydullahi Ahrâr (K.S) buyurdu ki:''Bütün iyi halleri ve buluşları bize verseler, fakat Ehli sünnet vel cemaat itikadını kalbimize yerleştirmeseler, halimi hârâb, istikbalimi karanlık bilirim. Eğer bütün harâblıkları, çirkinlikleri verseler ve kalbimizi Ehli sünnet itikadı ile süsleseler hiç üzülmem.''
Molla Hüsrev (Rh.a.), buyurdu ki:
"Dünya ve âhirette insanın şerefi ve iki âlemde üstün derecelere nail olması,ancak doğru itikâd olan Ehli sünnet itikâdında bulunmak ve sâlih amel işlemekledir."
Ehli sünnet itikadına sahipseniz,büyüklerin yolunda iseniz,kırk bin dünya verseler,kavuştuğunuz nimet karşısında çer çöp kalır.
Hz. Peygamber (s.a.s) Ebû Hureyre'den rivayet edilen bir hadislerinde: ".... Ümmetim yetmişüç fırkaya ayrılacak, kurtuluşa eren fırka (Fırka-ı Naciye) dışında kalan yetmiş iki fırka Cehenneme gidecektir", buyurmuşlardır. Ayrıca bu türden olan hadislerin devamında sahabîlerin, Fırkaı Naciye'den sormaları üzerine Hz. Peygamber, Fırka-ı Naciye'yi: "Benim yürüdüğüm yola ve bu yolda beni takip eden ashabımın yoluna uyanlardır." diye tarif etmiştir.
İşte Yüce Allah'ın Resulü Sevgili Peygamberimizin ashabının yoluna uyanlara "Sünnet ve topluluk mensubları" anlamında Ehl-i Sünnet ve'l-Cemaat" denilmiştir. Bu anlamda Fırka-ı Naciye'yi de Allah'ın Kitabına, yani Kur'an-ı Kerim'e ve Resulünün ve ashabının diliyle nakledilmiş dosdoğru yoluna, Sünnetine uyan Cumhûrun, yani müslümanların çok büyük bir topluluğunun görüşlerini benimseyip kabul eden ve bunlarla amel eden büyük topluluk olarak anlamak gerekir.
