-Kâdiri tarikatı Hâlisiyye kolu

ZİYAEDDİN ABDURRAHMAN HALİS KERKÜKİ (ks)

Şeyh Ahmet Talibani’nin oğlu olan Abdurrahman Halis hazretleri hicri 1212(1797) tarihinde Kerkük kasabasında madde aleminin şerefini artırmış, 63 yıl yaşadıktan sonra değerli bir misafiri olarak bulunduğu şu geçici dünyaya 1275 tarihinde veda ederek yüce cennetlere giriş kapısı olarak kabul ettikleri hakikat feyizlerinin yeri olan dergahında toprağa verilmiştir.

Şeyh Abdurrahman Halis (k.s.) kadiri tarikatı'nin,HALİSİYYE şubesinin,kolunun kurucusudur.

Tarikat-ı Âliye-i Kadiriyye'de seyr-u sulukta özel bir usul uyguluyarak şube sahibi olmuştur.

Şeyh Abdurrahman hazretleri, nuru bütün aleme yayılan, Hazreti Muhammed (a.s.) e ait özelliklerden tam anlamıyla pay sahibi olan kamil ve ariflerden olması sebebiyle, sufilerin yüksek ve derin düşüncelerine daldıkları zaman gayretinin büyüklüğü ve manevi halleri o kadar yücelirdi ki, lahut alemine ait hakikatleri anlatan lisanları;

"Ben öyle bir kuşum ki her aksam ve sabah

Benim ıslığımla ( ötüşüme karşı ) arş dile gelir"

diyerek ariflere yakışan bir övünme ile şakır, bir olgunluk derecesine ve bir yüce makama yükselirdi.

Dostları ile bir mecliste sohbet esnasında dahi o kadar hoşgörülü, tatlı dilli,düzgün ve açık lisanlı olur, fikir ve vicdan hürriyetine o kadar sahip bulunurdu ki ;

"Ey Urfi ! İyi ve kötü insanlarla öyle yaşa ki öldükten sonra müslüman seni zemzemle yıkasın, Hintli yaksın," ahlak kuralını benimsediği her hal ve davranışından anlaşılırdı.

Her sabah ve akşam, hakikat yolunun dergahının sofrasında, ihsanlardan kısmetini alan birkaç yüz fakirin arasında müslüman olmayan milletlerden dahi bir çok ihtiyaç sahibi bulunurdu. Hatta bir gün o fakirlerin arasında bulunan bir mecusi gezginin, kendisine ait dini töreni dergahın içinde yerine getirdiği,şeyhin bazı bağlıları tarafından görülerek hakkında dergahtan kovma ve azarlama gibi bir işe girişilmişse de Şeyh Abdurrahman Hazretleri buna engel olmuştur.

"İfadelerimiz çesitli, senin hüsnün ise tektir. Hepsi bu cemale işaret ediyor."

Hele soyluluk ve el açıklığında;

"Nazar sahiplerinin yanında Süleyman’ ın mülkü hiçtir,belki Süleyman, mülkten azade olan kişidir",

sözlerine tam uygun olup, onun yanında dünya ile ilgili mal ve süslerin zerre kadar üstünlüğü ve değeri yoktu. Çok kereler iyilik ve bağış eteğini arayıp bulma ümidi ile yüksek huzurlarına yüz süren ihtiyaç sahiplerine verecek para bulunmadığı zamanlar, dünyaya ilgisine sebep olarak gördüğü elbiseden bile vazgeçerek bağış buyururlardı.Bulunduğu, Hakkı bilme yolunun süslenme sebebi ve belki de tamamlayıcısı olan şiir sanatında dahi son derece güçlü idi. Şiirlerinin toplandığı, ‘Halis

Divanı’ adlı kitabın okunup incelenmesinden de anlaşılacağı gibi, şiir sanatında en çok, Mevlana Celaleddini Rumi, Nur Ali ve Magribi gibi tasavvuf ehli şairlerin en büyüklerinin tuttukları yola bağlı kalmayı daha çok tercih etmiş olduklarından dolayı, inciler saçan şiirleri baştan başa hakikatin manevi hazzı ile doludur. Bereket ve mutluluk sebebi olsun diye o nefis şiirlerinden birkaç mısra

aşağıda verilmiştir."Her nereye baksam gerçek maksadım senin yüzündür,fakat gözyaşı ile dolu iki gözümde senin hayalinden baska bir şey bulamam,hangi toprağa ibadet maksadıyla alnımı koysam Taptığım ve maksadım sen, varlığım ve secde ettiğim sensin "

Geçenlerde, Bağdat’taki tekkesinde dünyadan göçen ve Osmanlıca’da Nefi,Farsçada Firdevs ve Kaani gibi usta şairlerin, şiir sanatındaki güç ve kuvvetlerini eserlerinde hakkı ile göstermeyi başarmış olan meşhur şair Şeyh Rıza Efendi, Abdurrahman Halis hazretlerinin şerefli oğullarındandır. Hazreti Pirin güzel söz söyleme sanatı rahmetli Şeyh Rıza Efendiye geçtiği gibi,

fazilet ve irşad makamı da hala hayatta olan ve soyu temiz çocuklarının yaşça ve faziletçe büyüğü ve en olgunu olan Şeyh Ali Efendi hazretlerine nasip olmuştur. Allahu Teala onun uzun ömrü ile müslümanları faydalandırsın.

"Muhakkak bu yavru da O aslandandır."

Şiir söyleşindeki aşıklara ait incelik ve hoşgörülü güzelliği ile edebiyatçıları gerçekten kendisine aşık etmiş olan ikinci oğlu rahmetli Şeyh Abdulkadir Efendi, Hazreti Pirin dünya işlerine karşı hoşgörüsünün biricik temsilcisidir dense yeri vardır.

Kısaca sözü, insanlık kitabının hangi bir sayfasına getirirsek, Şeyh Abdurrahman Hazretlerinin sıfatlanmış oldukları ahlakla ilgili faziletlerini hakkı ile açıklayabilmek imkansız olması nedeniyle, kendilerinin hakikat aleminin ne kadar büyük bir kamil eri olduğunu anlayabilmek için, zamanın alimlerinin en ileride bulunanlarından ve edebiyatçıların en büyüklerinden bulunan Berzençli

Kadı Hüseyin’ in, Abdurrahman Halis hazretleri hakkında görüş ve duygularını açıklayıcı olmak üzere,Kerkük’den Süleymaniye‘ye yazıp, düşüncelerini güzel ve noksansız bir şekilde dile getirdiği mektubunun aşağıdaki paragrafını kendime delil olarak alıyorum.

"Gördüğümüzü gördük !

Tekkenin baş köşesinde bir Pir oturuyordu

Dervişlik makamında sanki bir emir idi

Cemalinden bir ışık saçılmış, yanındakiler o nurla aydınlanmışlardı.

O baştan ayağa Zühre Yıldızı gibi nurdur

Sanki bütün sürurun özü odur

Derdi olan eğer yüzünü görse can ü gönülden sevince gark olur,

Ay, güzel elinde bir kase olup kapısından isteklerini dilemekte,

Bugün dost ve düşman nezdinde apaçıkdır ki ‘ Talibanın Şeyhi ‘ O’dur."

(Rebiyyülahir,1329,İstanbul)

DEDE OSMAN AVNI BABA RUHAVI (ks)

Büyük mütefekkir, mutasavvıf Dede Osman Avni (ks) Urfa’da doğdu. Doğum tarihi bilinmemektedir.Babasının adı Ebdal Muhammed(ks), dedesinin adı Eyyub(ks), büyük dedesinin adı Bekir’dir(ks).Seyyid olup, bütün fertleri mutasavvıf olan bir ailenin çocuğu olarak bu şuhud alemini şereflendirmiştir.Hayatını Urfa’da Mevlid-i Halil Dergahında , insanları irşad ile geçirmistir.O zamanlar Halep vilayetinin Urfa Sancağında bulunan Mevlid-i Halil Tekkesi Vakfından kendilerine senelik 1500 kuruş tahsisat ayrılmıştı.1814 yılında babası Ebdal Muhammed (ks), bu fani alemden göçtü.Mevlid-i Halil Dergahında bulunan kabirlerin ikisinin, kardeşlerine ait olduğu anlaşılmaktadır.

Bunlardan biri, 1814 yılında vefat eden Eyyub Efendi (ks), ikincisi, 1867 yılında vefat eden Sofi Muhammed Efendidir (ks).1883 yılında bu fenaya veda eden Dede Efendi (ks), cedlerinin de bulunduğu ,Hz.İbrahim (as) Dergahının avlusundaki küçük kabristana defn olunmuştur.Hayatını zühd ve takva ile geçiren Dede Osman Avni’nin (ks) vefat ettiği zaman hayatta çocuğunun

bulunmadığı kaynaklardan anlaşılmaktadır.Dede Efendi (ks) ile mübarek cedlerinin ve hulefasının medfun bulunduğu bu küçük kabristan , Hz.İbrahim’in (as) dünyaya teşrif buyurdukları mağara ile dergah hücreleri arasında , Mevlid-i Halil Camisi avlusunun güneyinde yer almaktadır.Bu kabristanda sekiz kabir vardır.İki kabirde mükerrer defin yapılmıştır.Kabristanın girişindeki tarihi kitabede

"Burası sırrı yüce olsun , bütün evliyanın sultanı Gavsülazam Hz. Abdülkadir Geylani’nin pak dergahıdır" yazılıdır.Dede Efendi’nin(ks) Kabri, bu mübarek mekanın önünde ve doğusundadır.

Dede Efendi’nin(ks) yaşadığı ve irşad faaliyetlerini sürdürdüğü bu mübarek makam için pek çok mutasavvıf şair ,medhiyeler kaleme almıştır.Urfa’lı şair Nabi’nin bir nazmı bu makamın kitabesinde ilgi çekicidir.Bu nazmın sadeleştirilmiş hali şöyledir.

"Burası Allahu Teala’nın yarattığı beldelerin hayırlısı olan Ruha şehridir.Bu makam Kudsi Hicaz’dan ğayrı bütün makamlardan yücedir..Güzellik ve şerefte bu makam gönülleri cezb eder.Burası Enbiyanın ceddi olan Allah’

Dergah, Tasavvuf Büyüklerinin ikamet edip, irşad faaliyetlerini sürdürdükleri veya kabirlerinin bulunduğu yer anlamına gelen tasavvufi bir deyimdir. Urfa’daki bu makam, konumu ve manası ciheti ile Mekke-i Mükerreme’yi hatırlatmaktadır.Kabe’nin mimarı Hz. İbrahim’in (as) doğdugu mağara , bu

kutsal mekanda yer almaktadır.Bu mağaranın batısında Osmanlı dönemi Mimarisi olan Mevlid-i Halil Mescidi vardır. Bu mescidin ön yüzündeki kitabedeki tarihi mısralar bugün hala dergahlarda okunan şu güzel sözleri ihtiva etmektedir.

Cirag-ı mescid , mihrab-ı minber

Ebubekir ,Ömer , Osman ü Haydar.

Mağaranın doğusunda, Dede Osman Avni ‘ye (ks) ait emanetlerin sergilendiği küçük bir hücre vardır.Dede Efendi’nin (ks) günümüze kadar ulaşabilen sancakları,muinleri, tesbihi,külahı,tacı,keşkülü, şamdanları Mevlid-i Halil Medresesine vakfettiği Aşıkpaşa’nın ‘Garibname’ adlı eseri bu hücrede ziyarete açıktır. ‘Garibname’nin’ vakfiyesinde, " Aşıkpaşa ismindeki bu kitabı Ceddülenbiya Makamının hizmetçisi ,Seyh Dede Osman Er-Ruhavi (ks) Cenab-ı

Hakkın rızası için Mevlid-i Halil Medresesine vakfetmiştir.Okumak isteyen bundan men edilmemelidir. Ve buradan dışarı ancak kuvvetli bir rehin ve kefil karşılığında çıkarılabilir " yazılıdır.Burada aynı zamanda Hz.Resulullah’

Dergahta bulunan kitabeler ile tercüme ve sadeleştirilmiş halleri şöyledir.

1-Dede Efendi’nin (ks) Kabri:

Kabrin baş dikmesinde,

"Hâzâ kabrü el merhum el mağfuru lehu, hadimü hazel makamil mübarek , el mukbilu alellah vel mu’ridu ammen sivahu, Eş-şeyh Esseyyid Dede Osman Avni ibni Eşşeyh Esseyyid Ebdal Muhammed Baba, kad intekale min daril fena ila daril beka bi nidai irciı, fi Şehri Zilkade eşşerife, sene 1300" yazılıdır.

"Bu Kabir günahları bağışlanmış,hakkın rahmetine kavuşmuş ,bu mübarek makamın hizmetçisi , Allah’a (cc) yönelmiş,Ondan(cc) başka her şeyden i’raz etmiş, Eşşeyh Esseyyid Ebdal Muhammed Oğlu Eşşeyh Esseyyid Dede Osman Avni’nindir. İrciı nidası ile 1300 senesi şerefli Zilkade Ayında fena aleminden beka alemine intikal etti."

Kabrin ayak dikmesinde,

"Günahım çok mukirrim ya ilahi, ümidim geru sen perverdigare,ilahi red kılma mürüvvetinden,kapına gelmişim ben yüzü kara, günahkarım deyu derviş ümidin kesme, Muhammed Mustafa (as) gibi şefaatkarımız vardır.Katre-i eskimle Rumi fevt tarihin verdim .Kurb-i Hakkı tuttu menzil-i münevver-i Osmani,Hüvel Hayyül Baki, irham hali ya Munis ya Selam"

"Ya İlahi günahım çok, bunu ikrar ediyorum.Ümidim terbiye edip kullarını rızıklandıran sanadır.Kapına yüzüm kara geldim.Beni ihsanından red kılma ! Ey derviş! Günahkarım diye ümidsiz olma ! Hz.Muhammed Mustafa (as) gibi bir şefaatçımız vardır. Gözyaşımın damlası ile rumi vefat tarihini verdim.Osman Efendi’nin nurlu menzili Hak yakınlığını tuttu.O Allahü Teala Hay ve Bakidir.

Halime merhamet et.! Ya munis ya Selam!"

2-Bu Derviş Eyyub’un(ks) oğlu, Merhum Ebdal Muhammed’in (ks) kabridir.1129 yılı Rebiülahir Ayında vefat etti

3-Bu ,Bekir’in oğlu, fakirin hizmetçisi merhum ve mağfur Derviş Eyyub el Kadiri’nin(ks) kabridir.Allah(cc) ,kabrini nurlandırsın.1195 yılı şerefli Zilhicce ayında Allah’

4-Bu,Molla Muhammed’in oğlu Merhum Dede İbrahim’in(ks) kabridir.Allah(cc) kabrini nurlandırsın.1120 senesinde vefat etti.

5-Bu, mübarek makamın hizmetçisi Evliya Mustafa’nın(ks) oğlu Merhum Sofi Muhammed’in(ks) kabridir.1304 yılında fena aleminden beka alemine göçmüştür.

6-Bu, Derviş Ebdal Muhammed’in(ks) oğlu Derviş Seyyid Eyyub Efendi’nin(ks) kabridir.Allahü Teala ikisine de rahmet eylesin.sene 1229 İkinci defin, Derviş Esseyyid Ahmet (ks) oğlu Derviş Esseyyid Hafız Süleyman Efendi (ks) , 1272 yılı Zilhicce Ayında vefat etti. Allah(cc) rahmetine gark etsin.

7-Bu Derviş Ebdal Muhammed’in(ks) oğlu Sofi Muhammed’in(ks) kabridir.1282 yılında Allah’

8-Bu Müslim’in Oğlu, mübarek makamın hizmetçisi Merhum Esseyyid Derviş Halil Hafız Efendi’nin(ks) kabridir.Allahü Teala (cc), Seyyidel mürselin hürmetine kabrini nurlandırsın ve Ondan razı olsun.1325 yılı Zilkade ayında vefat etti. İkinci defin, "Dede Osman Avni Efendi’nin(ks) Halifesi Antep’li Mustafa Baba’nın(ks) kabridir.Sene 1340 Cemaziyelevvel" Dede efendi (ks), Halisiyye Kolunun Anadolu’ya açılan kapısıdır.Hz.Abdülkadir Geylani’den(ks) gelen iki büyük tasavvuf ekolünü kendisinde cem etmiş bulunan Dede Efendi (ks) ,öyle bir mertebe-i ulyaya yücelmiştir ki , gönül ehli, rütbelerinin çokluğundan manevi elbisesinin dahi kapanıp görülemediğini ifade buyurmuşlardır.

Dede efendi Hz Abdülkadir Geylani’ye(as) iki ayrı koldan bağlanmaktadır.Birincisi Kerküklü Mutasavvıf Sair Edip Abdurrahman Halis (ks) vasıtası ile Cemalül Irak Seyyid Abdürrezzak Geylani’ye (ks), ikincisi, Eyyub Urfevi (ks) vasıtası ile Seyyid Ebubekir Abdülaziz’e (ks) bağlanmaktadır. Seyyid Abdürrezzak(ks) ve Seyyid Ebubekir Abdülaziz (ks) ,Hz. Abdülkadir

Geylani’nin (ks) çocuklarıdır.Kadiriyye yolu ,ekseriyetle, Hz.Pirin (ks) çocukları vasıtası ile neşrolunmuştur.

Aliyyül Kadiri (ks) , silsilede adı geçen diğer cedleri gibi,Bagdat’ta Nakibul Esraf ve Kadiriyye vakfı mütevellisi idi.1289 da vefat etmiştir.Kabir taşında "Hz.Resululllah (as) efendimize daima bağlı kalmış,ahiret gününün korkusu ile Cenab-ı Hakkı fasılasız düşünmekle geçen ömrünü daima büyük ceddi Gavsül Azam’ın(ks) eserlerini payidar kılmaya harcamıştır.Süleymanül Kadirinin oğlu

Aliyyül Kadiri burada medfundur " yazılıdır. Aliyyül Kadiri’nin(ks) neseb-i alileri şu şekilde belirtilmektedir.

"Eşşeyh Esseyyid Abdülkadir Geylani’nin(ks) oğlu, Seyyid Abdülaziz (ks)

neslinden, Seyyid Zeynüddin-i Kebir (ks) oğlu Seyyid Veliyüddin Kadiri (ks)

oğlu Seyyid Nuruddin Kadiri (ks) oğlu Seyyid Hüsamüddin Kadiri (ks) oğlu

Seyyid Muhammed Derviş (ks) oğlu Seyyid Zeynüddin Kadiri (ks) oğlu Seyyid

Mustafa Kadiri (ks) oğlu Seyyid Süleyman Kadiri (ks) oğlu Seyyid Aliyyül Kadiri (ks) .."

Dede Efendi’nin(ks) adları tesbit edilebilen üç halifesi vardır.Bunlar Urfa’lı

Halil Hafız (ks), Antep’li Mustafa (ks) ve Kövenk’li Hacı Ömer Hüdayi’dir (ks).

Urfalı Halil Hafız (ks) 1832 de doğmuğtur. Babasının adı Müslim ,annesinin adı Ümmühan’dır.1907 yılında vefat etmiştir.7 Subat 1880 tarihinde Dede Efendindin vefatından üç yıl önce Mevlid-i Halil Camiine imama tayin edilmiştir.İmam tayin oluşu ile ilgili berat şöyledir. "Yüce Vakıflar Nezaretine bağlı vakıflardan Urfa’da bulunan Mevlid-i Halilürrahman Cami-i Serifi ve Vakfından olmak üzere günlük 5 akçe vazife ile imamlık vazifesini yürüten Seyyid Abdullah’

Abdurrahman’ın dahi çocukları olmadığı halde vefat etmeleri sebebi ile halen bu hizmeti eda eden , salihlerin özü, Hafız Halil’in kusursuz hizmet etmek şartı ile 1397 senesi Sefer Ayı yirmi üçüncü günü bu berat verilmiştir."

Hafız Halil’in (ks), Dede Efendi’den (ks) sonra, dergahta resmi irşad yetkisi isteyen ve Dede Osman Avni (ks ) hakkında önemli bilgiler ihtiva eden dilekçesi şöyledir . "Hakir duacınızın yüce kapıya arzı şudur ki,Vakıflar nezaretine bağlı , Halep Vilayeti dahilindeki Urfa şehrinde, Halilürrahman Gölü civarında bulunan , Mevlid-i Halil Aleyhisselam Tekkesi vakfından olmak üzre senelik 1500 kuruş

vazife ile beratsız olarak , eskiden beri uygulandığı şekilde, mürşidlik vazifesini yerine getiren, Yüce Kadiri Yolu Halifelerinden , ibadet ve takvada yücelen büyüklerin meşhurlarından , yetmiş seneden beri zühd ve takva yolunda varlığını fena kılmış, Dede Eyyüb Efendi Oğlu Ebdal Muhammed Efendi Oğlu Mevlana Dede Osman Efendi Hazretleri (Allah onların sırlarını mukaddes

kılsın) bundan önce çocuğu olmadığı halde vefat etmiş, varlığına ihtiyaç duyulan hizmeti sahipsiz kalmıştır.Bu sebepten işbu dilekçeyi gönderen , Kazancı Mahallesi sakinlerinden olup, Dede Osman Avni Baba Hazretlerinden terbiyesini ikmal ve maarifi tahsil ederek izin ve icazet alıp Yüce Kadiri Yolunda Halife ve Dede Osman Avni Baba’nın vefatından beri bu hizmeti yürütmekte olan Müslim Efendi Oğlu Hafız Halil Efendi duacınızın ,yukarıda geçen Urfa Ser’i Mahkemesinden halen vakıflar müdürü İsmail Efendi oğlu Mustafa Ragıb Efendi hazır bulunduğu halde toplanan yüce seri mecliste , ulema ve meşayıh tarafından kendisine verilen sahadetname beyan olunmuştur.Bunun üzerine mürşidlik vazifesini hakkıyla ifaya muktedir ve buna hakkı ve liyakatı apaçık belli olduğunu hepsi ihtiyar etmiş, imtihanla da bu husus , mahkemede sabit olmuştur.Adı geçen mahallenin elli birinci hanesinde bir numara ile kayıtlı , yazım tarihinde elli bir yaşında olduğu elinde bulunan

evraktan anlaşılan ve bugün askerlik yaşını geçmis olduğu dahi, beşinci kolordu, redif sınıfı, otuz altıncı fırka yetmiş ikinci sancağına mensub yüz kırk üçüncü alayın birinci Urfa taburunun zabıtları tarafından tanzim edilen resmi evraktan da açıkça anlaşılmaktadır. Bu nedenle adı geçen Halil Hafız Efendi duacınıza kararlaştırılmış sartları tatbik ederek teveccüh etmeniz ve serefli yüce

beratınızı sadaka ve emir buyurulmak ricası ile bu dilekçe yüce huzurlanıza arzedilmiştir.Emir ve ferman Hazreti emir sahibinindir Bu dilekçe 1303 senesi Cemaziyelahir Ayı yedinci günü yazıldı."

Bu Dilekçeye verilen cevapta,

"Salihlerin özü Hafız Halil için mahkemede verilen ilam ve Şeyhulislam tarafından kılınan işaret üzerine yüce vakıflar nezaretinden özetle ifade edildiği şekil ve gereğince fermanım olarak, 1313 senesi Cemaziyelevvel ayının ondördüncü günü işbu şanı yüce beratımı verdim ve buyurdum ki; adı geçen Halil Hafız Efendi mürşidlik vazifesini resmi olarak kusursuz hizmet etmek şartı

ile icra ede..1313 senesi Cemaziyelahir Ayının onbeşinci günü yazıldı. " Antep’li Mustafa (ks) 1921 yılında , Hafız Halil Efendi’den(ks) ondört yıl sonra vefat etmiş aynı kabre defn olunmuştur.Bu zat vasıtası ile Dede Osman Avni’nin (ks) yolu Antep’te intisar etmiştir.Bu husus şöyle belirtilir.

"Antep’teki tarihi Deveci Mescidi’nin İmamı Arap Baba(ks), Dede Osman Avni Baba’ya(ks) bağlıydı. Deveci Mescidi hem cami hem de Kadiri Tekkesi idi. Arap Baba(ks), Kuşadalı İbrahim Halveti’nin(ks) Antep’li Halifesi Aydi Baba’nın(ks) yeğeni idi."

Hacı Ömer Hüdayi (ks), Elazığın Kövenk Köyünde medfundur.Halisiyye kolunu bütün Anadolu’ya neşre himmet eden ,bu kutsal gönüllü velidir. Bazı Mutasavvıf Şairler , Dede Efendi (ks) hakkında tasavvufi şiirler kaleme almışlardır. 1845 de Urfa’da doğan ve 1915 yılında vefat eden Şair Şeyh Halid bir murabbasında,

"Genci gamda kaldı bu Halid yine zar u hazin Yetmedi maksuda hayfa kim eder ah u enin

Dede gelmiş yüz sürüp dergaha bu kemter kemin Kıl mürüvvet el gıyas ey bahrı eltaf-ı kerem"

Diğer bir Mutasavvıf Şair Urfa’lı Bikeszade Hulusi de şu mısraları dile getirmiştir.

"Kutb-i alemdir demadem Seyidi Osman Dede Nur-i azamdır demadem Seyyidi Osman Dede

Zahir u batın yanında bir kuneydil içredir Ana alemdir demadem Seyyidi Osman Dede

Nefsini alemde ahkar gördü öyle zat iken Seyr-i ekremdir demadem Seyyidi Osman Dede

Hem keramet hem velayet hırka-yı pusundadır Derde merhemdir demadem Seyyidi Osman Dede

Kıl kanaat ey Hulusi sana şefidir o zat Kutb-i alemdir demadem Seyyidi Osman Dede".

Hasılı Seyyid Dede Osman Avni Ruhavi (ks) , mutasavvıfların övünç kaynağı,tasavvuf ilminde mütebahhir, evliyaullahın büyüklerinden ,kerametler sahibi bir pir idi.Apaçık kerametlere ve yüce makamlara sahipti.Sırrı açık basireti kuvvetli, duası makbul , himmeti yüce, zamanındaki mutasavvıfların imamı, zühd ve takvada benzersiz,muhakkık bir kamildi.Ariflerin önderi,

saliklerin sığınağı, sırların hazinesi,tarikatın delili, hakikatın tercümanı idi.Genç yaşında irfan feyzine mahzar olmuştu.Hz.Abdurrahman Halis’ten(ks) zevk almış irfan deryasına dalmıştı.Kalblerin mahbubu , ulema ve sulehanın mergubu idi.Ussakı Muhammediyyenin terbiyesine yetmiş yıl vakf-ı can etmişti.Elinden marifet şarabını içen nice zatlar ,ask-ı Hüda ile sermest olmuştu.Manevi

fütuhatlar ile bezenmiş yüce ruhları ravza-i cinana uçtuktan sonra, Kabr-i Enverleri ussak-ı İlahinin ziyaretgahı ve iltica mercii olmuştur. Yüce menkıbeleri hala dillerde dolaşmaktadır Kaddesellahu sırrahu ve nefeanellahu bihi.

KAYNAKLAR

Karakaş,M.’

KÖĞENKLİ HACI ÖMER HÜDAYİ BABA (ks)

19.Yüzyılda Anadolu’da yetişen Evliyanın Büyüklerinden Kövenk’li Hacı Ömer Hüdayi (ks),1821 yılında Elazığ’ın Mürü köyünde doğdu.Babası kaymakamzadelerden İbrahim Efendidir.Askerlik görevini Erzincan’da Kırkserdarlar Askeri Teşkilatında Komutan olarak yaptı. Gördüğü bir rüyasında

, kendisine "Zahiri vazifen sona erdi. Artık manevi vazifene başla " denildi.Rüyasını Erzincan’da bulunan Terzi Baba namıyla meşhur, Erzincan’lı Muhammed Vehbi’ye (ks) anlattı. Muhammed Vehbi (ks) O’nu ,Arapgir’de bulunan halifesi Ömer Ruhani ‘ye (ks) gönderdi. Hacı Ömer Hüdayi (ks) , Arapgir’li Ömer Ruhani ‘nin (ks) ilm-i batın halkasına dahil oldu.Elazığ’ın Perçenç Köyüne yerleşti. Halidiyye kolunun bütün merhalelerini tamamlayan Hacı Ömer Hüdayi (ks) , Urfa’da bulunan kibar-ı meşayıhdan Dede Osman Avni’ye (ks) intisab ile oniki imam hazeratına nisbetle

adlandırılan oniki tasavvuf ekolünde de İrşad makamına erişti. Perçenç’den , Elazığ’ın Kövenk Köyüne gelip yerleşti.Kövenk’te nasın irşadı ile meşgul oldu.Güzel huyu, takvası, kerametleri ile şöhret buldu. Hacı Ömer Hüdayi (ks) güleryüzlü, mütevazi, çok cömert bir zattı.Bütün nasa maddi ve manevi ihsanlarda bulunurdu.Mübarek nazarlarına mazhar olanların O’nun cezbesine

kapılmamaları mümkün değildi. Devlet Ricali, halli zor müşküllerini gelip O’na danışırdı.

Anadolu’nun yetiştirdiği kümmeliynin büyüklerinden olan bu kutsal gönüllü veli, "İhtiyacı olup da bizden yardım istemeyenin yüzü bir kara, istendiğinde eğer biz yardımına yetişmezsek bizim yüzümüz iki kara olsun , biz hayatımızda kındaki kılıç gibi, mematımızda kından çıkmış kılıç gibiyiz " buyurarak alemşumul olan yüce tasarruflarını izhar buyurmuşlardır. Hacı Ömer Hüdayi’nin (ks) , Memnune, Saadet,Hafize isminde üç kızı, Ahmet isminde bir oğlu dünyaya gelmiştir. Ahmet Visali namı ile tanınan bu zat Hacı Ömer Hüdayi’nin (ks) ali teveccühlerine mahzar olup O’nun (ks) hulefası arasında yer almış ancak genç denecek yaşta, bu fenadan dar-ı bekaya rıhlet buyurmuşlardı. Çok sayıda Hulefası bulunan Hacı Ömer Hüdayi (ks) Hazretlerinin adları tesbit edilebilen hulefaları sunlardır.

Ahmet Visali (ks)

Kürklü Hacı Muhammed (ks)

Göllü Mustafa (ks)

Hamza (ks),

Şükrü (ks),

Muharrem Hilmi (ks),

Tepecikli Mehmet (ks),

Perçençli Mehmet (ks),

Boranlı Abdullah (ks),

İzolulu Muhammed Emin (ks),

Hacı Ömer Hüdayi’nin (ks) irşad ile geçen mübarek ömürleri, Hicri 1322 Miladi 1905 yılında kurban bayramı günü Kövenk Köyünde hitama erip, ruh-u pürfutuhları cenneti ulyaya pervaz eylemiştir. Nurlu kabirleri Elazığ’ın Kövenk Köyünde ziyaretgah-ı enamdır. Kabir tasında şu ifadeler yer almaktadır.

Budur kabr-i müniri ol cenab-ı hazreti Şeyhin

Hakikat ilmine vakıf şehir-i pir Ömer Baba

Ziyaret kıl hulüs ile dilersen feyzyab olmak

Olur maksuduna nail iden bir fatiha ihda

İdüp rahmetle yad anı iderse her kim istimdat

Ulaşır himmeti şeyhin muin olur ana Mevla

Diriga halka-i zikrinden ayrılmış müridanı

Firakıyla yanan diller ziyaretle olur itfa

Dedim tarih vefatına dü cesmime dolan kanla

Mukim-i cennet-i ulya ola yarab Ömer baba

Sene 1322

Hacı Ömer Hüdayi (ks) türbesinin bahçesinde bulunan oğlu Ahmet Visali’nin (ks) kabir tasında ise "Hulefa-yı Kadiriyyeden Şeyh Ahmet Efendinin Ruhuna Fatiha , 5 subat 1309 " yazılıdır.

O’nun(ks) bize kadar ulaşan emanetleri arasında tesbihi, tacı,külahı bulunmaktadır. O’nun (ks) yolunu ve manasını temsil eden mübarek taçları dört dilimli olup, her bir diliminde Allah’a (cc) vuslatın merhaleleri olan "seriat, tarikat, hakikat, Marifet " yazılıdır. Hacı Ömer Hüdayi Baba ‘nın (ks) , kendi yazdığı şiirlerinin toplandığı "Divan-ı Hüdayi" adlı bir eseri vardır. O’nun (ks) alim hulefasından olan ve

"Mevizayı Hilmiyye

Menazilüssalikin

Makamat-ı ezkar-ı ilahiye lissalikittarikatil kadiriyye

Hediyyetüzzakirin

Divan-ı Sırrı"

gibi eserlerin sahibi olan,Muharrem Hilmi (ks), "Divan-ı Sırrı" adlı eserinde ,

Hacı Ömer Hüdayi’yi (ks) şöyle tavsif eder.

Serdar-ı şah-ı evliya şeyhim Hacı Ömer Baba

Rehber-i habib-i hüda şeyhim Hacı Ömer Baba

Pirlerin hünerverisin, aşıkların serverisin

Hakikatın gevherisin şeyhim Hacı Ömer Baba

Kim sana etse iktida , ana muin olur hüda

Çünkü sen oldun hak nüma şeyhim Hacı Ömer Baba

Dillerin gevher kanısın aşıkların sultanısın

Tarikatın erkanısın şeyhim Hacı Ömer Baba

Hakkın ism-i celalinden gül açılmıs cemalinden

Hiç doyulmaz kemalinden şeyhim Hacı Ömer Baba

Eşiğine baş koymuşam nur-i feyzinle dolmuşam

Ben mest-i müdam olmuşam şeyhim Hacı Ömer Baba

Çün zikreyledin Hüda’yı oldun anınçün Hüdayi

Sırrıdır sana fedayi şeyhim Hacı Ömer Baba

(Divan-ı Sırri, s.21,22)

Şeyhimin bahçesinde gül dermeye kim gelir

Bülbülves gül dalında hoş ötmeye kim gelir

Şeyhimin hoş illeri açılmış hep gülleri

Ötüşür bülbülleri dinlemeye kim gelir

Reyhanlı bağları var sümbüllü dağları var

Zülfünde ağları var devşirmeye kim gelir

Şeyhimin kemalini Ruhundaki alini

Gül gibi cemalini seyretmeye kim gelir

Severim özlerini hususan gözlerini

Sitemden gömleğini giyinmeye kim gelir

Bana etti bir oyun raz-ı nihanım duyun

Şeyh kapısında boyun hoş bükmeye kim gelir

Elim var dameninde ululuk var sanında

Şeyhimin divanında diz çökmeye kim gelir

(age s.52,53)

Ben bu askın mecnunuyam ey benim kamil mürşidim

Hak cemalin meftunuyam ey benim kamil mürşidim

Aşkım seni arar bulur cemaline hayran olur

Nurlara kalbim boyanır ey benim kamil mürşidim

Gönül kasrında şahımsın sema-i dilde mahımsın

Hüdayi cilvegahımsın ey benim kamil mürşidim

Aklımı sahraya saldım aşkın deryasına daldım

Didarına hayran kaldım ey benim kamil mürşidim

Uludur gayet kemalin ruh verir feyz-i zulalin

Nur nesreder gül cemalin ey benim kamil mürşidim

Siretin hep şeriattır kelamın dürr-i hikmettir

Yolun ayn-ı hakikattir ey benim kamil mürşidim

Hakk’ın ismi celalinden gül açılmış cemalinden

Hiç doyulmaz kemalinden ey benim kamil mürşidim

Her kim sırrına eremez hakikat gülün deremez

Didar-ı Hakkı göremez ey benim kamil mürşidim

Feda olsun dil ü canım senin yolunda sultanım

Eriştir derde dermanım ey benim kamil mürşidim

Hüdayi Sırrı sübhane ağlayu geldi divane

Eriştir hak divanına ey benim kamil mürşidim

(age s.107)

Hacı Ömer Hüdayi (ks) , ilk olarak Bahaeddin-i Buhari (ks) Hazretlerinin

Nakşibendiyye yolunun Mevlana Halid-i Bagdadi’ye(ks) mensub olan

Halidiyye koluna intisab etmiştir.Halifesi Muharrem Hilmi (ks) bu hususu şöyle ifade eder.

"Bu fakir-i pür taksir Muharrem Sırri ibni Ahmed Hüdayi-i Harputi , usul-i zikir

ve tarikat-ı aliye-i nakşibendiyyeyi Şeyh Hacı Ömer Hüdayi-i Harputi ‘den (ks) ,

O da Ömer-i kebir-i Ruhani-i Arapgiri’den (ks), O da Hayyat Muhammed

Vehbi-i Erzincani’den (ks) , O da Abdullah-i Mekki’den (ks), O da Mevlana

Muhammed Halid-i Bagdati’den(ks) almışlardır.

(makamat, s.67)

Hacı Ömer Hüdayi (ks) , ikinci olarak Gavsül azam Şah Abdülkadir Geylani

(ks) Hazretlerinin Kadiriyye Yolunun , Ziyaeddin Abdurrahman Halis

Talibani’ye (ks) mensub Halisiyye koluna intisab etmiştir. Bu husus da

makamatta şöyle belirtilir.

"Bu fakir-i pür taksir dahi usul-i zkir ve tarik-i kadiriyye-i Şeyh Hacı Ömer

Hüdayi ‘den (ks), O da Seyyid Dede Osman Ruhavi’den (ks), O da

Abdurrahman Halis’ten (ks) almışlardır."

(makamat, s.50)

O’nun (ks) seyri sülukunu tamamlamış zevata verdiği icazet ,ipek bir kağıttan

ibaret olup , icazetnamenin ortasında ‘ilmi Batın’ yazılıdır.Altında da mühürleri bulunmaktadır.

Tasarrufu halen dahi gün gibi aşikar olan Hacı Ömer Hüdayi (ks), Anadolu’da yetişen ekabir-i evliyanın önde gelenlerindendir. Böyle bir ulülazim hak dostuna sahip olduğumuz için ne kadar övünç duysak azdır.Bu büyük veli, Anadolu’da , Halisiyye kolunun neşrine himmet eylemiş,

Bu kolun Anadolu’ya giriş kapısı olan Urfa’lı Dede Osman Avni’nin (ks) manevi şahsiyetini, himmet ve tasarrufunu tüm Anadolu’ya taşımıştır.

KAYNAKLAR

Muharrem Hilmi,Divan-ı Sırri, Ns.S.Ates,Yeni Ufuklar Nesriyat, İstanbul Muharrem Hilmi,Makamat-ı ezkar-ı ilahiye lissalikittarikatil Kadiriyye, Ns.S.Ates.,Pars Matb., Ankara

KÜRKLÜ HACI MUHAMMED BABA (ks)

Evliyanın büyüklerinden ve Kadiriyye Ricalinin önde gelenlerinden olan Hacı Muhammed Baba (ks), Hazar Gölü kenarında bulunan "Kürk" isimli beldede şuhud alemine şeref vermiş, bu sebepten "Kürki" şöhreti ile tanınmıştır. Babası , Gafuroğullarından Ahmed Ağa’dır. Asrının en büyük kutbu Kövenkli Hacı Ömer Hüdayi Baba’nın (ks) cemal alemine göçmesinden sonra manevi bir işaretle Hicaz’a gitmiş, Medine-yi münevverede Hz.Resulullah’a (as) kurbiyetle , kulluk deryasına müştağrak

olmuşlardı.Vazifesi bitince tekrar Kövenk’e dönüp, aziz mürşidlerinin yüce dergahında hakikat yolunun feyzlerini neşr buyurmuş, temiz ruhları naim cennetlerine kanat açıncaya kadar burada, nasın irşadı ile meşgul olmuşlardı. Muhammed Baba (ks), 1929 yılında Mevla’nın yakınlık meclisine rıhlet eylemis, İlahi lutuflara mahzar olmuş yüce ruhları ravza-yı cinana uçmuştur.Kövenk’te mürşidinin yanı başında bulunan nurlu kabirleri , aşk ve muhabbet erbabının ziyaretgahıdır.

Ariflerin kamillerinden ve Kadiriyye’nin önde gelen mürşidlerinden olan Hacı Muhammed Baba (ks) , Hz.Abdülkadir Geylani’nin (ks) irfan bahçesinde yetişmiş bir gül-i rana idi. O da (ks), mürşidi Hacı Ömer Hüdayi Baba (ks) gibi on iki tasavvuf yolundan da irşad makamını ahz etmişti. O’nu (ks) koklayan Allah (cc) aşıkları , nurlu meclislerine can atıp, O Hazretin (ks) hakikat kokusundan zevkyab ve sermest olmuşlardır. Kabirlerinin yanındaki kitabede; "Saadetle gelen gelsin bu dergah-ı refi’ sana Maarif sem’ini yaksın , bu lazımdır her insana " yazılıdır.

HACI MUSTAFA HAYRI BABA MALATYEVI (ks)

1895 yılında Malatya’da doğmuştur. Babası Yüzbaşı Mustafa Hayri'nin, Malatya’nın Akçadağ ilçesinde görevliyken şehit olusundan üç ay sonra doğan çocuğuna da Mustafa Hayri ismi verilmiştir.Ehl-i Beyti Resulullah'tan (as) olan bu büyük mutasavvıf, Seyyid Battal Gazi neslinden ve Koca Vaizogulları ailesindendir. Eski Malatya'da, bu gün ki ismiyle Battal Gazi'de yaşamış olan bu

aileden pek çok mutasavvıf yetişmiştir. Malatya velilerinin büyüklerinden olan ve kabr-i şerifi Battal gazi'de bulunan Seyyid Koca Vaiz (ks) hazretleri, Hayri Baba (ks) Hazretlerinin ceddidir. Seyyid Koca Vaiz (ks), Sultan IV. Murad devrinde yaşamış, züht ü takvası ve kerametleriyle meşhur olmuş, IV. Murad kendilerine iltifat ve sevgi göstermiştir. Seyyid Koca Vaiz (ks) tasarruf sahibi ve

çok güçlü mutasavvıftır. Pekçok menkıbesi hala dillerde dolaşmaktadır. Küçük denilebilecek yaşta tasavvuf'a giren Seyyid Hacı Mustafa Hayri Baba (ks), Elazığ'da meşhur mutasavvıf Hacı Ömer Hüdayi Baba Kövengi'nin (ks) halifelerinden Kürklü Hacı Muhammed Baba'nın (ks) himmet ve tasarruflarıyla kemale ulaşmıştır. Bütün ömrü züht ü takva, taat ü ibadet, zikr ü fikr, sabr u

şükr ile geçen bu büyük mutasavvıf, irşad görevini hakkıyla yerine getirmiş, insanlara her zaman "Sabr, şükr ve kanaatı" tavsiye etmiştir. "Gel Allah'a yürü yol kapanmadan,

Zikr eyle mevla'yı dilin durmadan" beyti'ni her fırsatta terennüm etmiş, ölüm gelmeden Hak'ka doğru yürümeyi, dil durmadan Hak'kın zikriyle iştigal etmeyi tavsiye ve telkin etmiş, bir ömür boyu

bu mana çerçevesinde insanları ikaz ve irşad buyurmuştur. 17 Eylül 1979 pazartesi gün'ü "En yüce dosta" diyerek, ruh-ı pürfütuhları ravza-i cinana pervaz eylemiştir. Rahmetullahi Aleyh

 

Daha fazla bilgi için :

www.halisiyye.com

www.muridan.com

Emeği geçenlerden Allah razı olsun

Şeyhülislam Haydarizade İbrahim,Tasavvuf,Sayı4, Sayfa 4-5,
ın(cc) Halili’nin (as) doğduğu yerdir.Burası , Halil' e(as) serin ve selamet olan Ruha’dır."ın (as) Sakal-ı Serifleri de bulunmaktadır. Bu hücrenin doğusunda , Dede Efendi’ye(ks) ve diğer Kadiriyye Ricaline ait kabirlerin bulunduğu küçük bir kabristan ile bitişiğinde medrese odaları yer almaktadır. Bütün bu külliyeye dergah adı verilmiştir.ın(cc) rahmetine kavuştu.ın(cc) rahmetine kavuştu.ın ve daha sonra da oğluŞanlıurfa Evliya ve Alimleri’, Şanlıurfa 1996, s.10-50 Bağdati İ.D.,’El Bazül Esheb’,Uluçınar Yay.İstanbul 1976 s.100-200 Sahiner,N.’Gaziantep’in Yok Edilen Camileri’,İstanbul 1995, s.51 Alpay,B.,’Şanlıurfa Şairleri’,Şanlıurfa 1986 ,s.70-110

Yorum Yaz